Kisa bir anekdot... Çarşamba, Eylül 03, 2008 |
Uzun ve genis yollarin tamaminda adim izim kaldi. Kimi yolda bir damla kan, kimisinde gozyasi... Kacis noktam yoktu ve varis rotami kaybetmistim! Etrafim yollar kadar uzun tel orgulerle cevriliydi... Ayak bileklerim parcalanmis ellerim kaniyordu... Yani; hazin bir sona dogru yaklasiyordum...
Acimasiz bir dunya'dan gocup gitmenin sirasi bendeydi. Tek kurtulusum kalbimin durmasi idi. Simdi ucsuz bucaksiz bir karmasanin ortasinda, genis bir yasam umudu aramaktayim. Belki gozlerinde belki dudaklarinin arasindaki iki kelimede.
Iste hayat bu...
Bir insanin yasayabilecegi butun bir hayat sadece bu. tekerrursuz ve teferruatsiz bir hayat.!
Uc gunluk dedigimiz hayat, simdi cok yoruyor, ve uc asirdir yasiyor gibiyim....
bir cok seyi gec gordum,ve gordugum her seyden erken biktim. Oysa cocukken dunyanin daha yesil, daha turuncu, daha mavi, yani gokkusagi gibi, rengarenk ve alimli oldugunu ogrenmistim. Simdi siyah beyaz bir dunyada yalniz basima cocuklugumu dusunuyorum...
Simdi bu dunya cok renksiz ve benim sevdigim dunya bu degildi.Disarisinda ve icerisinde acimasiz insanlarin bulundugu, savaslarin ve olumlerin kol kanat gezdigi bir dunyayi dusunmemistim...
ve...
Bu dunyanin, bu tel orgulu yola sokacagini, kalemi defteri elime alip dusunemediklerimis siralayacagimi hic ama hic dusunmemistim. "Olsun bu da guzel" demek isterdim ama... Bu ne olacak isti ne de guzel bir seydi.
Gelelim hikayeme...
Yollarda hala yalniz ve bir sis perdesinin ortasindayim. Belki kazandiklarim oldu, belki heybeme dusen payi oyle veya boyle bir sekilde aldim.
Peki ya terkettiklerim? vazgectiklerim? ve... avuclarimin icinde sım sıkı tutupta kaybettiklerim?
Bunlari sorguluyorum... neden cilginlastigimi, olup olmadik yerlerde olup olmadik islere bulastigimi, dusus sekillerimi, kalkma bicimlerimi sorguluyorum...
hih...
lanet olsun!
Acimasiz bir dunya'dan gocup gitmenin sirasi bendeydi. Tek kurtulusum kalbimin durmasi idi. Simdi ucsuz bucaksiz bir karmasanin ortasinda, genis bir yasam umudu aramaktayim. Belki gozlerinde belki dudaklarinin arasindaki iki kelimede.
Iste hayat bu...
Bir insanin yasayabilecegi butun bir hayat sadece bu. tekerrursuz ve teferruatsiz bir hayat.!
Uc gunluk dedigimiz hayat, simdi cok yoruyor, ve uc asirdir yasiyor gibiyim....
bir cok seyi gec gordum,ve gordugum her seyden erken biktim. Oysa cocukken dunyanin daha yesil, daha turuncu, daha mavi, yani gokkusagi gibi, rengarenk ve alimli oldugunu ogrenmistim. Simdi siyah beyaz bir dunyada yalniz basima cocuklugumu dusunuyorum...
Simdi bu dunya cok renksiz ve benim sevdigim dunya bu degildi.Disarisinda ve icerisinde acimasiz insanlarin bulundugu, savaslarin ve olumlerin kol kanat gezdigi bir dunyayi dusunmemistim...
ve...
Bu dunyanin, bu tel orgulu yola sokacagini, kalemi defteri elime alip dusunemediklerimis siralayacagimi hic ama hic dusunmemistim. "Olsun bu da guzel" demek isterdim ama... Bu ne olacak isti ne de guzel bir seydi.
Gelelim hikayeme...
Yollarda hala yalniz ve bir sis perdesinin ortasindayim. Belki kazandiklarim oldu, belki heybeme dusen payi oyle veya boyle bir sekilde aldim.
Peki ya terkettiklerim? vazgectiklerim? ve... avuclarimin icinde sım sıkı tutupta kaybettiklerim?
Bunlari sorguluyorum... neden cilginlastigimi, olup olmadik yerlerde olup olmadik islere bulastigimi, dusus sekillerimi, kalkma bicimlerimi sorguluyorum...
hih...
lanet olsun!
Etiketler: Sahin ATAS
