<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=31808589&amp;blogName=Joker%27s+AREA&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fsahinatas.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fsahinatas.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Nazim konusuyor.. Çarşamba, Eylül 10, 2008 |



Nazim Hikmet'in kaleme aldigi "Yasamaya dair" adli siiri...



Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddeyetle yaşayacksın
bir sincap gibi mesala,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey
beklemeden,yani bütün işin gücün yaşamak olacak
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede,öylesine ki,
mesela kolların bağlı arkadan,sırtın duvarda

yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin
insanlar hem de hiç kimse seni buna
zorlamamış hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunui bildiğin halde
Yani,öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile,mesela,zeytin dikeceksin,
hemde öyle çocuklara falan kalır diye değil
ölmekten korktuğun halde ölüme
önanmadığın için,yaşamak yani ağır bastığından.

Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimalhi de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken
gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki,cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda,daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak
edeceğiz belki yıllarca sürecek olan
savaşın sonunu.Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının
yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız.
insanları,hayvanları,kavgası ve rüzgarıyla
yani,duvarın ardınkaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yıldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden
Böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için....

Etiketler: