Lafla yuruyen peynir gemisi gunlugu [vol-2] Cumartesi, Ağustos 01, 2009 |
sevgili gunluk – guneslik;
bu gun sana anlatacak o kadar cok seyim var ki, hangisini neresinden baslayarak anlatayim bilemiyorum.
say ki, kafam iyi... say ki, sarhosum.
biliyorum koca bir 12 saati, bulunmaz arkadaslarla kilolarca icki icerek gecirmek cok boktan birsey.
bu yuzden, oturakli kelimeler bulamiyorum.
say ki, ben boktan biriyim - sayki, yasadigim yer lagim sulari ile kapli.
sevgili gunluk;
hic bir zaman bir baskasinin tesbihini cekme, bir baskasinin tesbih sikirtilarina da aldanma.
sayki, o baskalari senin "dirine tukurecek dost dediklerindir", "ölünü saygiyla opecek dusman bildiklerindir".
kocasi olan hic bir bayana yanasma, sevgilisi olan bir bayana da yanasma.
say ki, baskalarinin namusu ile oynayanlar, "namusluyum diyen namussuzlardir".
yasamaktan korkma, olmekten hic korkma oyle bir yasa ki, yasadigin zaman ölümü anla.
say ki, ölümü anlamayanlarin "yasamlari acizdir", hayati anlamayanlarin "olumleri caizdir".
atana saygi duy. annenden, babandan hic bir zaman utanma.
say ki, annesinden babasindan utananlar "zavallilardir", "karakter kargasasinda debelenen zibidilerdir".
sevdiginin gozunu yasartanlari hayatin boyunca dusman bil, onlarla savas, hayatin pahasina savas.
say ki, sen korktugun zaman yasamin boyunca ezileceksindir, yasamin boyunca "sevdiklerin aglayacaktir".
cesur ol... gozlerini safagin karanligina oyle bir dik ki, safak sayanlarin kalbi "güm güm" diye diye yerinden firlasin.
say ki; safagi korkarak bekleyenler o safakta "kursun yiyeceklerdir".
insan dedigin varliga sadece insan oldugu icin deger ver.
say ki, kravati olan dostlarindan da, cok gormus sevdiklerinden de goremedigini "bir sokak serserisinden goreceksindir".
ne diyeyim sana simdi sevgili gunluk... ?
herkesin gordukleri, bildikleri tecrubeleri bir donem oyle bir noktaya getiriyor ki insani.
hani diyorsun, keske yazdiklarin o ilk okul siralarina karalanmis salakca yazilar kadar tatli, sirin ve sirret olsaydi.
oysa her insanin hayatinda calinmis yillari vardir.
hic bir zaman geriye getiremiyor, hic bir zaman o eski yaralari kapatamiyorsun.
bu oyle, rejim dusmani birinin 18 aylik askerlige "calinmis yillar" gozu ile bakmasi,
veya bir universite ogrencisinin bosu bosuna okudugunu dusunup ders gordugu yillari calinmis yillar diye nitelendirmesi gibi degildir.
en azindan bu kadar basit degildir.
bu yillar ki; geriye donup baktiginda icini acitir, sirtina sanci kalbine ates birakir.
o yillar gercek anlamda "ölü gibi" yasadigini dusunursun.
evet... "bir ölü, bir ceset gibi yaşamak" ve bunun sadece adi yasamak.
onu bunu bosver; sikerim hayati da, calinmis yillari da...
bu aralar hayattan cok biktim.
sacma sapan intihar planlari/antremanlari yapiyorum. bu yazdiklarimda bir antreman son sozlerim icin,...
hafif hafif kendimi gelistiriyorum.
insan bazen o kadar nefret ediyor ki, nefes almaktan...
yurumekten...
konusmaktan...
tebessum etmekten...!
iste ben de oyleyim / boyleyim.
en cok ne isterdim bilir misin gunluk?
isterdim ki...
hayatimda sadece bir fincan kahve icimlik huzur olsun..
ama yok iste.
yok aminakoyim..
yok!...
bu gun sana anlatacak o kadar cok seyim var ki, hangisini neresinden baslayarak anlatayim bilemiyorum.
say ki, kafam iyi... say ki, sarhosum.
biliyorum koca bir 12 saati, bulunmaz arkadaslarla kilolarca icki icerek gecirmek cok boktan birsey.
bu yuzden, oturakli kelimeler bulamiyorum.
say ki, ben boktan biriyim - sayki, yasadigim yer lagim sulari ile kapli.
sevgili gunluk;
hic bir zaman bir baskasinin tesbihini cekme, bir baskasinin tesbih sikirtilarina da aldanma.
sayki, o baskalari senin "dirine tukurecek dost dediklerindir", "ölünü saygiyla opecek dusman bildiklerindir".
kocasi olan hic bir bayana yanasma, sevgilisi olan bir bayana da yanasma.
say ki, baskalarinin namusu ile oynayanlar, "namusluyum diyen namussuzlardir".
yasamaktan korkma, olmekten hic korkma oyle bir yasa ki, yasadigin zaman ölümü anla.
say ki, ölümü anlamayanlarin "yasamlari acizdir", hayati anlamayanlarin "olumleri caizdir".
atana saygi duy. annenden, babandan hic bir zaman utanma.
say ki, annesinden babasindan utananlar "zavallilardir", "karakter kargasasinda debelenen zibidilerdir".
sevdiginin gozunu yasartanlari hayatin boyunca dusman bil, onlarla savas, hayatin pahasina savas.
say ki, sen korktugun zaman yasamin boyunca ezileceksindir, yasamin boyunca "sevdiklerin aglayacaktir".
cesur ol... gozlerini safagin karanligina oyle bir dik ki, safak sayanlarin kalbi "güm güm" diye diye yerinden firlasin.
say ki; safagi korkarak bekleyenler o safakta "kursun yiyeceklerdir".
insan dedigin varliga sadece insan oldugu icin deger ver.
say ki, kravati olan dostlarindan da, cok gormus sevdiklerinden de goremedigini "bir sokak serserisinden goreceksindir".
ne diyeyim sana simdi sevgili gunluk... ?
herkesin gordukleri, bildikleri tecrubeleri bir donem oyle bir noktaya getiriyor ki insani.
hani diyorsun, keske yazdiklarin o ilk okul siralarina karalanmis salakca yazilar kadar tatli, sirin ve sirret olsaydi.
oysa her insanin hayatinda calinmis yillari vardir.
hic bir zaman geriye getiremiyor, hic bir zaman o eski yaralari kapatamiyorsun.
bu oyle, rejim dusmani birinin 18 aylik askerlige "calinmis yillar" gozu ile bakmasi,
veya bir universite ogrencisinin bosu bosuna okudugunu dusunup ders gordugu yillari calinmis yillar diye nitelendirmesi gibi degildir.
en azindan bu kadar basit degildir.
bu yillar ki; geriye donup baktiginda icini acitir, sirtina sanci kalbine ates birakir.
o yillar gercek anlamda "ölü gibi" yasadigini dusunursun.
evet... "bir ölü, bir ceset gibi yaşamak" ve bunun sadece adi yasamak.
onu bunu bosver; sikerim hayati da, calinmis yillari da...
bu aralar hayattan cok biktim.
sacma sapan intihar planlari/antremanlari yapiyorum. bu yazdiklarimda bir antreman son sozlerim icin,...
hafif hafif kendimi gelistiriyorum.
insan bazen o kadar nefret ediyor ki, nefes almaktan...
yurumekten...
konusmaktan...
tebessum etmekten...!
iste ben de oyleyim / boyleyim.
en cok ne isterdim bilir misin gunluk?
isterdim ki...
hayatimda sadece bir fincan kahve icimlik huzur olsun..
ama yok iste.
yok aminakoyim..
yok!...
Etiketler: Sahin ATAS